Kara Fatma Fakirlik içinde öldü

  1. ALmiLa_

    ALmiLa_ Banned

    Katılım:
    2 Ağustos 2008
    Mesaj:
    921
    Beğeni:
    0
    Kurtuluş Savaşını kadın kahramanı "Kara Fatma" unvanlı Fatma Seher ninenin bu halini okuyunca siz de irkileceksiniz


    [​IMG]

    İşte O kahramanın, Rus manstırına hapsedilen çilekeş öyküsü..

    [​IMG]

    Hani bazen yaprakları kelam-ı kadime dönmüş eski dergi sayfalarını karıştırırken yüreğinizin orta yerine bir ağırlık, karabasan gibi çöker ya...
    Yedigün dergisinin 1930’lu sayılarını karıştırırken de aynı hal arız oldu bana. Fotoğrafta, sadece o hülyalı bakışlarındaki derinliği korumuş bir kadın başı bana bakıyordu. Gözüm bir yerden ısırıyordu bu bakışları ama nereden?
    Bakışlarım fotoğrafların üzerindeki başlığa kayıyor ister istemez. “Kara Fatma Rus manastırında” kelimelerini bir hamlede okuduğumda kendime, ‘Yok canım, o olamaz, olsa olsa bilmediğimiz başka bir Fatma’dan bahsediyor olmalı’ diye teselli vermeye çalışırken, asıl darbe, resim altı yazısında balyoz gibi iniyordu beynime. Şöyle diyordu bu iki büklüm olmuş kadının fotoğrafı altında: “Açlığımı kimseye belli etmemek için odama kapanır, ağlarım.”



    Yaşadığım yürek burkuntusuna rağmen yine de bu ‘açlıktan ağlayan kadın’ portresini bildiğim Kara Fatma’ya yakıştırmama inadım formundaydı. Ne var ki bu direnişim, asker kıyafetli bildiğimiz Kara Fatma fotoğraflarının birinin altında güneş görmüş inatçı Erzurum karı gibi eriyordu. “Şimdi 55 yaşındayım” diyordu belinde kaması ve göğsünde fişekliği olan kadın, ve devam ediyordu: “Askere gittiğim zaman 24 yaşında idim.”
    Çatıdan üzerime iri bir buz parçası düşer gibi oldu. Bu o... Evet, bu o...
    O 9 Ağustos 1933 tarihli Yedigün’ün 22. sayısında yakışıklı bir efsane çöküyor ve ikrah ettiren acılıkta bir tarih yazılıyordu.
    Erkek askerler için Mehmetçik hangi anlamı taşıyorsa, orduya katılan kadın askerlere de genel olarak “Kara Fatma” denildiğini biliyoruz. Üstelik bilinen ilk Kara Fatma, 1854-1856 Kırım Harbi’ne katılmış; kendisi Çukurova’daki Cirit aşiretine mensup bir ocağın kâhyasıdır. Ayağında çizmeleri, başında tülbent sargısı, belinde silahları ve elinde kamçısıyla ve dahi güneşten esmerleşmiş yüzüyle erkekten bir farkı olmadığını, bizzat Gazi Ahmed Muhtar Paşamız anlatıyor. Hatta Sivastopol Destanı’nda adının “Nisâlar kahramanı” olarak geçtiğini dahi biliyoruz.
    Lakin Kurtuluş Savaşı’ndaki Kara Fatmaların en meşhuru, Erzurumlu olanıdır. Kocası Binbaşı Derviş Bey’le birlikte kâh Kars cephesinde, kâh Balkanlarda savaşmış. Edirne’de Bulgarlara karşı mücadele vermiş, ağaç kabuğu kemirerek hayatta kalanlardan biri olmuş. Mütarekeden sonra ise kaybetmiş eşini. Sonra onu İstanbul’dan Sivas’a giderek Mustafa Kemal Paşa ile görüşürken görürüz; ardından o artık cephelerdedir: İzmit, Düzce, Adapazarı, İznik civarında Yunanlılara baskınlar düzenlerken, köylerden, kasabalardan gönüllü toplarken karşımıza çıkar. Bir de gazetecilere ilginç bir figür olarak görünmüş olmalı ki, 1923 yılına kadar kendisiyle çeşitli söyleşiler yapılmış, korkusuzluğu, cesareti ve yaralı olduğu halde gözünü budaktan esirgemeyişi vurgulanmış, adı Garp cephesinde bir efsane bulutu gibi dolaşmış; bir de kendisine bağlanmak istenen maaşı Kızılay’a bırakmasındaki yüce gönüllülüğü.
    Velhasıl Erzurumlu Fatma Seher Hanım ya da nam-ı diğer Kara Fatma, Kurtuluş Savaşı’nın sembol ismi olarak günümüzde ders kitaplarına kadar girmeyi başarmıştır.



    Lakin Yedigün dergisinde bulduğum söyleşi, Kara Fatma’nın 1923-1944 arasında gözlerden uzak geçen hayatı üzerindeki karanlığı kaldırıyordu. Bugünden bakınca Kurtuluş Savaşı gazileri Lozan’dan sonra sanki yere göğe sığdırılamamış gibi geliyor bize. Onlara topyekün sahip çıkılmış ve bir dedikleri iki edilmemiş zannediyoruz. Ne kadar yanıldığımızı birazdan bir kere daha anlayacağız.
    Kara Fatma, 1933 yılında İstanbul’un Galata semtindeki Rus manastırının bir odasında sefalet içinde yaşamaktadır. Aradığı kişiyi 2. kattaki 9 numaralı odada bulan muhabir Mekki Sait Bey’i önce bir Rus çocuğu karşılar ve kendisine Kara Fatma’nın odasını gösterir. Muhabir onu, komşularının artıklarıyla karnını doyuran ve yalnız kaldığı zamanlarda utancından hüngür hüngür ağlayan birisi olarak anlatır bize. Kara Fatma’nın odasında iki çuval seriliymiş ya, kendisi yerde tahta üzerinde yatıyormuş. Çuval dediği, torunlarının yatağı. Köşede bir tencere, soğuk bir sac mangalın yanında aylarca evvel yere nasıl bırakıldıysa öyle duruyordur.
    Kara Fatma konuşmaya, iş bulamamaktan şikayet ederek girer: Kapıcılığa, hatta çöpçülüğe bile razıdır torunlarına bakabilmek için. Ama kimse iş vermemiştir ona.
    Yaralarından söz eder sonra, savaşta aldığı. Kızının parmaklarını şarapnel uçurmuş, evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra ise delirmiş. Böylece torunlarına bakmak zorunda kalmış Kara Fatma. Yine de göğsüne taktığı İstiklal madalyasından gurur duymaktadır: “Bütün sefaletimi unutturan, beni yaşatan, bu İstiklal madalyasıdır. Açım ama şerefliyim!”
    Aç ama şerefli kadın ağlamaya başlar o sırada. Ağlarken anlatır, anlatırken ağlar:
    - Bazen çocukların elinden tutuyor, ‘Şu yetimler aç kalmış, ölecekler’ diye nineleri olduğumu sezdirmeden onlar için yardım toplamaya çıkıyorum. Ne yapayım, siz söyleyin!
    Muhabirin aklına torunlarının nerede olduğunu sormak gelir. Sokaktadırlar; birazdan geleceklerdir. Dilenmekten dönerken birinin avucunda 100, diğerininkinde 60 para olacaktır. “Al nine” derler, “hiç harcamadık, olduğu gibi sana getirdik. Bir çay pişiremez misin bunlarla? Ekmek batırıp da beraber yiyelim.”
    Torunlarıyla birlikte dilenen bu Kara Fatma portresine alışık olmayan yüreğiniz hop oturup hop kalktı, biliyorum ama gerçeğin yüzü bazen böylesine acımasız ve soğuktur.
    1944’te (69 yaşında) yeniden hatırlanıp Defterdarlık’ta bir işe yerleştirilen Kara Fatma, 1954 yılına gelindiğinde artık 79 yaşındadır ve yine sefil bir vaziyette İstanbul’da bir kulübede tek başına yaşamaktadır. Tek Parti dönemini perişanlıklarla geçiren Kara Fatma’ya doğru dürüst bir maaş ne zaman bağlanmıştır bilir misiniz? Demokrat Parti devrinde, 22 Şubat 1954’te. Ancak özel bir kanunla kendisine ‘ömür boyu’ 170 lira maaş bağlanan Kara Fatma’nın ömrü bu maaşı yemeye yetmeyecek ve ertesi yıl Erzurum’da hayata gözlerini yumacaktır.
    Sağlığında bir gazeteciye, “Göğsümde bir şarapnel parçası var. Acı veriyor.” demişti. Tarihimizin göğsündeki şarapneller ne olacak Fatma teyze, sen söyle?
     
    #1
  2. blackmode

    blackmode Forum Ustası

    Katılım:
    10 Ağustos 2006
    Mesaj:
    12,298
    Beğeni:
    4
    Tarihimizin göğsündeki şarapnel parçası.

    Teşekkürler.
     
    #2
  3. kimsebenisevmiyor

    kimsebenisevmiyor Forum Kalfası

    Katılım:
    14 Mart 2005
    Mesaj:
    2,052
    Beğeni:
    0
    ALLAH mekanını cennet eylesin.
     
    #3
  4. deathstylee

    deathstylee Forum Kalfası

    Katılım:
    9 Temmuz 2008
    Mesaj:
    1,533
    Beğeni:
    0
    kahramanları anmak bile ruhlarını şadeder;)
    teşekkürler..
     
    #4
  5. ALmiLa_

    ALmiLa_ Banned

    Katılım:
    2 Ağustos 2008
    Mesaj:
    921
    Beğeni:
    0
    mekanı cennet olsun.
     
    #5
  6. bezginn

    bezginn Elit Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2005
    Mesaj:
    4,164
    Beğeni:
    0
    Bu üç kelime bile pek çok şey anlatıyor.Allah rahmet eylesin,mekânı cennet olsun.:(
     
    #6
  7. leyvaz

    leyvaz Hızlı Çırak

    Katılım:
    17 Mart 2010
    Mesaj:
    70
    Beğeni:
    0
    Şimdiki halimiz çok mu farklı? Haburu ne çabuk unuttuk.
     
    #7
  8. MaoDun16

    MaoDun16 Çırak

    Katılım:
    6 Mayıs 2010
    Mesaj:
    7
    Beğeni:
    0

    Bu Söz Yeter.. Herşeyi Anlatmaya..
     
    #8
  9. Hapci

    Hapci Çırak

    Katılım:
    23 Haziran 2009
    Mesaj:
    4
    Beğeni:
    0
    Açım ama şerefliyim!” diyen her kişi büyük erdemlidir. bence
     
    #9
  10. CekoReis

    CekoReis Daimi Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2015
    Mesaj:
    519
    Beğeni:
    55
    Vatanım Sensin'de Demet Evgar canlandırdı. Allah rahmet eylesin gözlerimizi yaşarttı ve çok güzel sahnelendi.

    Hatırladık Kara Fatma'mızı...
    [​IMG][​IMG]
     
    #10
  11. YazılımMimarı

    YazılımMimarı Forum Ustası

    Katılım:
    9 Ekim 2008
    Mesaj:
    6,898
    Beğeni:
    199
    bilgi candır..

    eski paylaşım, hortalatan ve yazanın eline sağlık.
     
    #11
  12. Gila

    Gila Forum Moruğu

    Katılım:
    23 Şubat 2008
    Mesaj:
    58,661
    Beğeni:
    3,242
    Delikanlı kadınmış. Şimdi sırf önünde çükü sallanıyor diye kendini delikanlı zanneden, vatan hainleriyle kol kola gezenleri görünce

    Heykeli dikilecek kadınmış!
     
    #12
Yükleniyor...